İlişkide Yaratıcılık

O pazar herkese küsmüştüm. Kendimi saatlerce uyumaya ve kaçmaya verdim. Belki de suçladığım kişilere arkamı dönüp, vicdanımı rahatlatmak istedim. Saatler geçtikçe, suçlama duygum hafifledi. Bir çocuk gibi kollarımla bedenimi sarmıştım. Beni düşündürdü bu sefer. Yapamadıklarımın sorumluluğunu başkalarına yüklemek, söylemediğim "hayır"ların yükünü başkalarının sırtlamasını sağlamak. Evet, en kolayı buydu. Farklı bir yol araştırmam gerektiğini anlamıştım kendim için. Belli ki merkezimden çıktığım anlardan biriydi kapımdaki. O denge o kadar inceydi ki, ya yapıcı olacaktım ya da o ince ipten her güzelliği atacak yıkıcı gücüm vardı içimde, hissediyordum.

Bazı anlarda yaratıcı olamıyordum, özellikle suçlama durumlarında... Ne güzellik, ne yumuşaklık, ne de anlayış yaratabiliyordum. Aklıma meditasyon, yoga, mantra ve ya iyileştiren bir yol da gelmedi. Tek pusulam zihnim ve kalbimdi. Kalbim biliyor ya, tek istediği sevmek ve uyum.. Zihnimin istediği sınırları zorlamak ve belki de kontrol. İşte bunların arasında nefes almaya ve kendimi anlamaya çalışıyordum. Bunlarla yüzleştim, kendimle, zor da olsa.

Keşke bütün sorumluluk karşımızdakinde ve ya hayatta olsa ama öyle değil. Yapamadığımız şeylerin sorumlusu olarak gördüğümüz ilişkiler ve hayat tarzımız bizlerin aynası. Öyle ki, yaratmayı unuttuğun, mutlu olmak yerine mutsuzluğu seçtiğin her an sorumluluk sende. 
Olmak istediğin kişi olamıyorsan bunun sorumlusu sensin. Kendimize ve başkalarına iyileşmeleri, dönüşmeleri bunlar olmuyorsa da, kendi olmaları için izin vermek kadar güzel bir duruş yok. Yaratıcılık da, aramızda sessiz kaldığımız anlardan geliyor bazen. Yıkmadığın, bunun yerine yapıcı olduğun anlardan. 

Yaratmak, resim yapmak mı? Hayır. Şarkı söylemek mi? Hayır. Bazen hiç biri değil... Yaratıcılık, bir hayat yaratmak. O hayatın içinde güzellik ve anlayıs yaratmak. O olgunluk seviyesine gelip, insanlara kucak açmayı ve o alanı yaratmak. Dönüşmek ve durumları dönüştürmek.

İşte bunu anladım. Şimdi derin bir nefes alabiliriz. Kapımızı açıp, ellerini çocuk gibi kavuşturan hallerimizden kurtulabiliriz. Sevdiklerimize alan tanıyıp, sessizlikte kalplerimizi görebiliriz. 

 

Estel Bensinyor