Adanmışlığın Kendine Olsaydı

İlk ne zaman yoga, meditasyon, şifa çalışmaları ile tanıştığını hatırlıyor musun?
Eğer senin için bu bir trend değilse, muhtemelen yaşamın seni zorladığı, döngülerden çıkamadığın ve sorguladığın bir süreçten sonra arayışlarının karşılığı olarak önüne bir yol açıldı. Belki ilişki yaratmak istedin, belki sevmediğin işinden ayrılıp, eğitmenlik yolu ile geçinmek istedin… Veya kalbindeki sesi duydun; “başka bir yaşam tarzı olduğuna inanıyorum ve onu bulmak için sabırsızlanıyorum”

Geçtiğimiz günlerde adanmışlık seviyesi çok yüksek bir yoga hocası ile sohbet etme şansım oldu. Beden pratiğinin ötesine taşımıştı öğretiyi ve bunu öyle bir mütevazilikle derslerine yansıtıyordu ki. Bağırmasına gerek yoktu zaten duruşu ve titreşimi yolunun netliğini yansıtıyordu. O yol da, yukarıda bahsettiğim gibi sonuç odaklı bir yol değildi belli ki… Bedenini tanıma, gelişme ve öğrenme yoluydu.

Onunla sohbetimizden sonra içimde uyanan azim ve istek duygusu tarifsiz.
İçsel çalışmalar yaparak gelişmek, yaptığın şeyleri sindirmek ve uygulamak, bunu üstünlükten ziyade bir mütevazilikle yapıyor olmak… Bu yaşam stilini içselleştirmek demek. Hayranlık, ilham, cesaret uyandıran ve karşısındaki kişinin içindeki ateşi yakan bir yaklaşım değil mi?

İşte her istediğin şey, aslında bu derin kendinle çalışma ve kendini dinlemeden sonra olacak. Yalan bir yaşamı değil de, kendine göre yaşadığın bir yaşamı kalbinde bulacaksın. Sonra büyüyen halkalar gibi yayılacak yaşamına enerjetik olarak adandığın herşey…

Estel Bensinyor