top of page

LOHUSALIK... Hoşçakal 40 gün

Nasıl anlatsam bilmiyorum. Tarif etsem de yeterli kalır mı bilmiyorum. Hep "zor" olarak okuduğum, videolarda izlediğim, bilgi edinerek her şeyi öngörebileceğim bir dönem olduğunu düşünmüştüm bebekle ilk 40 günün.


Ne doğumu ne de sonrasını, hayatın gizemi gibi yaşamadan bilemeyecektim. Kime dönüşeceğimi, gücümü, azmimi, yapabileceğimi bu dönemi yaşamadan bilemeyecektim. İnsan zihinle çözemiyor her şeyi, deneyim olmadan eksik kalıyor yaşam.


Bebeğimi kucağıma aldığım o büyülü anın etkisinden uzunca süre çıkamadım. Doğum fotoğraflarına, videolarına her gün bakıp, her gün aynı hisle gözlerim doluyordu. Çıkmak da istemedim o güzel andan. Bebeğimle kavuşma anımdaki hisler, beni ona kalben bağlamıştı bir kere. Bence yaşamın çok önemli bir anı. Bir insan potansiyeli, kocaman sevgisi ile geliyor kucağınıza... Sorumluluğu ve tüm güzellikleri ile beraber.


Bebek ise rahmin içindeki güvenli, karanlık ve hep beslendiği alandan, bu dünyaya geliyor. Zıtlıkların dünyasına. Onun için de kolay değil tabi ki. Bir anda dış dünyada bizlerin gülen yüzleri ve aynı zamanda ikilemleri ile karşılaşıyor.


Evet geceler uykusuz geçiyor, doğru. Uyumayı her şeyden çok istediğim o anlarda, bebeğin çıkardığı bir sese karşı hemen ayaklanıyorum. İçgüdüsel olarak o bağlantıyı hissedip uyanıyorum.

Evet emzirmek ve bebeği beslemek bazen düşündüğüm kadar kolay olmuyor, doğru. Ama en önemli şey, her zaman bebeğime iyi bakmam... Bu deneyim bile insanı ne kadar zenginleştiriyor.

Evet içimde uzun süredir baskıladığım bir çok öfkeyi, kolektiften çektiğim bir çok kadın olmaya dair negatif hisleri bu dönem fark ettim ve yaşadım, doğru. Ağlamaya ve iyi olmamaya izin verdim bu anlarda. Ve her zaman üretken bir insan olarak, bir süre eskisi kadar üretmemeye izin verdim kendime.

Evin içinde hem çok insan isteyip, hem de yalnız kalıp saatlerce ağlamak istedim, bu da doğru. (Değişen hormonların da etkisi çok oldu =) )

Bebeğime çok iyi bakmayı isteyip, kimseyle paylaşamadığım bir dönem oldu.